Yabancı Bir Dilde Düşünmek

Yabancı Bir Dilde Düşünmek

Yeni bir dil öğrenmek çoğu yetişkinin gözünü korkutur. Ancak doğru teknikler kullanıldığında yeni bir dil öğrenmek için yetişkinlerin de en az çocuklar kadar avantajlı olduğu artık biliniyor. Ülkemizde uygulanan yanlış dil öğrenme tekniklerinin dezavantajlarını teknolojiyi de kullanarak, öğrenmek istediğiniz yabancı dili hayatınıza daha çok katarak telafi edebilirsiniz…

4 yabancı dili anadili seviyesinde bilen ve uzun yıllardır dil öğrenme teknikleri ile ilgili çalışan Lingusta kurucularından İpek Özer Yılmaz, bir dili öğrenirken söylemek istediğimiz şeyi anadilimizde düşünüp öğrendiğimiz dile çevirmek yerine, o dilde düşünmek gerektiğini söylüyor.

Çünkü anadilde düşünülüp, konuşulmak istenen dile çevrildiğinde, konuşmada uzun aralıklar olabileceğine, karmaşık ve anlamsız cümleler kurulabileceğine ve konuşmanın akıcı olmayacağına işaret ediyor.

İpek Özer Yılmaz, benzer bir durumun Türkçe deyiş ya da deyimlerin İngilizce karşılıkları için de geçerli olduğunu, deyimleri söylerken Türkçe düşünmek yerine, deyimin aslını biliyor olmak gerektiğini vurguluyor: ‘Örneğin, ”Bundan İyisi Şam’da Kayısı” demek için ”Better Than This, Apricot in Damascus” dersek komik olur.’

Türkçe Deyişlerin/Deyimlerin İngilizce Karşılıkları:

One who laughs last,laughs best: Son gülen iyi güler 

Two heads are better than one: Akıl akıldan üstündür.

You can not teach an old dog new tricks: Ağaç yaş iken eğilir

It is never too late to mend: Zararın neresinden dönersen kardır.

Once thief, always a thief: Alışmış kudurmuştan beterdir.

Out of sight out of mind: Gözden uzak gönülden uzak olur.

Set a thief to catch a thief: Çivi çiviyi söker

A rolling stone gathers no moss: İşleyen demir ışıldar

Time is money: Vakit nakittir.

Walls have ears: Yerin kulağı vardır. 

Türkçe’den İngilizce’ye Direkt Çeviri Örnekleri:

In every job there is a no: Her işte bir hayır vardır

Chicken translation: Piliç çevirme

Sensitive meat ball: İçli köfte

Leave the door december: Kapıyı aralık bırak

Man doesn’t become from you: Senden adam olmaz 

Enter the desk: Sıraya gir 

Master! Do something burning-turning in the middle: Şefim! Ortaya yanardöner bir şey yapsana

What are you doing morning morning?: Sabah sabah ne yapıyorsun?

There was one, there wasn’t one: Bir varmış, bir yokmuş

Speaking English like waters and floods: Sular seller gibi İngilizce konuşmak






Yorum Gönder

Yorum bırakın trackback sitenize.. Yorumları takip için lütfen üye olun RSS.

Email adresiniz paylaşılmayacaktır. İşaretli alanları doldurun *

Önceki yazıyı okuyun:
Doğal Fidancım
Doğal Fidancım

Doğa her sene kendisini yeniliyor ve bizlere ayrı güzellikler sunuyor. Sunulan bu güzellikler sayesinde her sene taze meyve ve sebze...

Kapat